Genel

En Çok Hangi Ülkenin Otomobillerinden Hoşlanırsınız | Bilgi

Pardus niçin “Anadol STC”dir?

anadol_stc16-01.jpg

Anadol "Sport Touring Car"
Sevgili Erkan Tekman, Erhan Ekici’nin son blog girdisine kıvrak bilek hareketleriyle son aşama zekice bir yanıt vermişe benziyor.

"Kıvrak bilek hareketleriyle" şu sebeple Anadol STC 16′nın öyküsünü benim benzer biçimde bilmeyenleri "ters köşeye" yatırmayı başardı… Anadol’un Reliant-Ogle imzasını taşıdığını bilen pek çokları için Anadol, düpedüz bir İngiliz tasarımıydı ve Erkan’ın işbu itirazı daha ilk teşbihde çökmüşe benziyordu!

İşin "zekice" kısmı da tam burada başlıyor. Bu sebeple Erkan’ın sözünü etmiş olduğu vasıta, Anadol STC 16… Başlangıcı, gelişimi ve sonuçlarıyla Anadol STC, Cumhuriyet tarihinin en garip Ar-Ge çalışmalarından biridir. Benim "metin okumama" bakılırsa Pardus’un bugünü, geleceği ve önünde duran tehlikelere dair bazı ipuçlarını da veren bir hikâyesi varmış Anadol STC’nin…

Bu garip hikâyeyi anlatalım o halde:

1960′ların sonlarındayız… O günlerde Türkiye’nin ilk seri üretim bantına haiz olan Anadol’u üreten Otosan, o zamanki teknolojik partner olan İngiliz Reliant’ın desteği olmaksızın, çift kapılı bir spor otomobil tasarlamaya ve üretmeye karar verir. Hedef, bu aracın Türk mühendisliği ve tasarımına dayanmasıdır. Koç ailesinden Erdoğan Gönül’ün bastırmasıyla, Belçika Kraliyet Akademisi’ni bitirip yüksek fotoğraf mastırı meydana getiren ve Fransa, İngiltere ile İtalya’da çeşitli otomobil firmalarına tasarımlar meydana getiren "mükemmel çocuk" Eralp Noyan Türkiye’ye getirtilir.

Eralp Noyan’ın çizdiği ilk çizgiler yönetimde revizyonlara uğrar ve bu süreç Eralp Noyan’ın projeyi bırakması ile sonuçlanır. Yerine İngiliz tasarımcı Carl Orsen getirilir. Carl Orsen, Eralp Noyan’ın çizimlerinden yola çıkıp, koca burunlu, Jaguar bozması denemelerin arkasından işi bırakmak zorunda kalır. Arkasından Hyundai firmasını Hyundai meydana getiren efsaneleşmiş tasarımcı Crosswhite göreve getirilir. Crosswhite ilk çizimleri görünce: "Bu adamı bulun, derhal işi bitirsin!" der…

Yine Otosan’a dönen Noyan, STC 16′nın ilk tasarımlarını altı ayda elden geçirir ve maket üstündeki düzeltmeler tamamlanınca gerçek model ortaya çıkar. Ortaya çıkan vasıta, bugün için bile pek oldukça otomobil için kuvvetli sayılabilecek 1600 CC’lik motora haiz, iki kişilik, uzun burunlu, agresif görünümlü, ralli tipi deri direksiyonlu, 200 kilometre kadranlı (Yıl 1971, dikkatinizi çekerim! A.I.) Anadol STC’dir. Nitekim, halk içinde STC’nin açılımı "Süper Türk Canavarı"na dönüştürülür :)…

Anadol STC (Sport Touring Car) 16′nın mühendislik çalışmalarını Ekber Onuk, Bernar Nahum, Jan Nahum, Günay Atuk, Kadri Nişel, Necdet Oral, Akıllı Diker‘den oluşan efsaneleşmiş bir ekip yürütmüştü. Tasarım sürecinde yaşanmış olan aksamalara ve öteki Anadol’lardan değişik bir şasi ve motora haiz olmasına rağmen 11 ay benzer biçimde kısa bir sürede ilk prototip hazır hale getirilir.

Her her neyse, bu efsaneleşmiş ekibin 176 tane ürettiği bu vasıta, her ne kadar 1970′lerin Türkiye’sinde "spor otomobil" satmaya kalkışmak benzer biçimde ticari açıdan yanlış bir öngörüyle yola çıkmış olduysa da, Türk otomotiv sektörüne en oldukça katkıda bulunan proje oldu. O projeden elde edilmiş birikimle Türkiye’nin ilk ulusal askeri aracı Böcek’in (bu vasıta geleceğin SUV‘larının atası sayılır) üretimi, Mazda’yı Mazda meydana getiren Wenkel Motor’un Türkiye’de geliştirilmesi ile periyodunun en gelişmiş özelliklerine haiz olan ve Ford grubunun "hükümet düzeyinde" baskı uygulayarak üretimini engellediği "Uygar" prototipi bu zamanda ortaya çıkar.

anadol_bocek.jpg

Anadol Bocek 202 tane üretildi

(…)

Peki, Anadol STC 16′yı yaratan "efsaneleşmiş ekip"e ne oldu? Derhal anlatalım.

Eralp Noyan, Bursa Motor Sanat Okulu’nu bitirdikten sonrasında dünyanın en iyi otomobillerinin üretildiği İtalya’ya gitmeyi kafasına doyan deli dolu bir gençtir. Napoli’den edinmiş olduğu bir kız dost yardımıyla İtalya’ya geçer. Mühendis kariyerini saklamak zorunda kalmış olarak, 20 yaşlarında Ferrari fabrikasında hademelik yaparak profesyonellik kariyerine ilk adımını atar. Belçika Kraliyet Akademisi’ni bitirdikten sonrasında Avrupa’nın otomotiv devleri tarafınca keşfedilir. Anadol STC macerasından sonrasında aynı ekipten Ekber Onuk ile çalışmaya ve Türk Deniz Kuvvetleri için hücumbot tasarlamaya devam ediyor.

Ekber Onuk, sınıfında dünyanın en gelişmiş hücumbotları kabul edilen Kaan MRTP’lerin üretildiği Yonca-Onuk Tersaneleri’nin sahibi bugün. Kompozit malzemeden üretilen ve Stealth özellikli bu botlar, yarı-aktif değişken geometrili yapıya haiz. Dünyada oldukça azca ordunun haiz olduğu bu teknoloji, Ekber Onuk’un oğlu Kaan Onuk tarafınca geliştirilmişti. Kaan Onuk, Türkiye’ye dönüşünden kısa bir süre sonrasında esrarını hâlâ korumuş olan bir trafik kazasında öldü. Onun yarattığı Stealth teknolojisi bugün MRTP sınıfı hücumbotlarda kullanılıyor.

Bernar Nahum, Anadol’un Türkiye’de üretilmesini elde eden yürekli girişimcilerdendi. Otosan sonrasında Beko’yu kurdu. Beko’nun "BE"si onun adından gelmektedir :).

Jan Nahum, Tofaş’ı bir montaj fabrikası olmaktan çıkaran ve emsalsiz tasarımlı araçlar üreterek FIAT grubunun tüm dünyadaki en büyük ikinci fabrikası kılan CEO’dur. Tofaş’ın peşinden İtalyan FIAT Grubu’nda patronluğa kadar yükselen Nahum, Petrol Ofisi FMS ekibi ile GP2′de ilk senesinde birincilik kazanan bir Formula takımının da patronu oldu.

Ekibin geri kalanı Otosan’dan sonrasında Ford, FIAT ve Toyota benzer biçimde Türkiye’de üretim hayata geçirmeye kabul eden devlerin üretim bandını kurulmasına destek olacaktı. Anadol, sonraları pek çoklarının üzüntüyle itiraf edeceği suretiyle, Türkiye’nin bir otomotiv devi olma yolunda kaçırılmış olduğu en büyük fırsat olacaktı. Anadol ile yılda 42 bin vasıta üretilip emsalsiz tasarımların yapıldığı sırada, ortada ne bir Honda ne de bir Hyundai vardır…

(…)

Şimdi gelelim, "kıssadan hisse" kısmına…

1) Pardus’un başarısı ya da başarısızlığını bugün "cetvelle" değil; kim bilir 15-20 yıl sonrasında, bu projede yer edinen adların ilerde imza atacağı oldukça daha büyük çaplı işlerle ölçmemiz gerekeceğini düşünüyorum. Pardus’un aslolan başarısı, gelecekte bir A. Murat Eren, Sulh Metin, Görkem Çetin ya da Çağlar Onur’un kişisel kariyerleriyle doğru orantılı olacak.

2) Pardus’un "ticari başarısı", bilgisayarına Pardus yükleyen son kullanıcı sayısından oldukça, çevresinde oluşturacağı ve çözüm odaklı iş modellerinde saklı olacak. Ihtimaller içinde bir "başarı ya da başarısızlık" bir tek Pardus’un değil, Türkiye’deki tüm "açık kaynak"a dayanan iş modellerinin "başarısı ya da başarısızlığı" olacak. Kimse kendini kandırmasın…

3) Pardus, tüm "günahı ve sevaplarıyla", Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ve en uzun soluklu açık kaynak kodlu yazılım projesi. Bu tecrübe, Türkiye’de bir açık yazılım ekibinin ilk kere bu çapta kaynak yönetimi, iş geliştirme, pr ve basınla ilişkiler benzer biçimde süreçlerle tanışmasını sağlamış oldu.

4) Ve bence en mühim "kıssadan hisse": Geçmişte otomotiv sektörünün kaçırılmış olduğu trene benzer bir fırsat, bugün Pardus ile Türk bilişim sektörü oyuncularının önünde duruyor. Açık yazılım bugün bir felsefeden oldukça, gelecek vaat eden ve dünya devleriyle rekabet etmeyi sağlayabilecek bir "iş modeli".

Sözü İskender Aruoba’nın satırlarıyla bitirelim:

"Soichiro Honda 1906′da hayata merhaba dedi; fakirdi. Çocukluğundan itibaren, bisiklet ve otomobil tamirciliği yapmış oldu. İlk otomobilini -iki kişilik bir spor otomobil- 1963′te yapmış oldu; fakat aslolan Honda adını duyuran ‘Civic’ 1972′de yapılmış oldu. Chung Ju-Yung 1915′te hayata merhaba dedi. O da fakirdi, o da tamirci idi. 1968′de Ford ile lisans anlaşması yaparak, Kore’de Ford Cortina üretti; işi öğrendi ve 1974′te, Guigiaro’ya Hyundai Pony’yi çizdirdi ve üretmeye başladı. Vehbi Koç, bu iki ‘Uzakdoğu Henry Ford’undan’ daha büyüktü. 1901 Temmuz’unda hayata merhaba dedi. Zengin idi. Bakkallık ile süregelen esnaflık yaşamını, tecim üzerine kurdu. Otomobili seviyordu, 1966′da üretti; fakat otomobilci değildi! Otomobilin ‘özgürlük’ sattığını anlayamadı…"

Bakalım, Pardus’un da aslen "özgürlük sattığını" kimler anlayacak?

İlgili Makaleler

nevşehir haber vps bahis forum
Başa dön tuşu